Beni hatırla
 

Ron Dennis’in takımı, her zaman Formula 1’de en iyi gelişim sağlayan takımların başında gelir. Gri otomobiller, genelde sezona rakiplerine oranla geride başlarlar, çeşitli aerodinami veya dayanıklılık sorunlarını ilerleyen yarışlarda giderirler ve sezon sonuna doğru, ilk yarışlara oranla, çok daha rekabetçi bir otomobile sahip olurlar. Tabii bazen, bu gelişme periyodu sırasında tren çoktan kaçmış olur… Ama bazen de, takım gittikçe hızlanır ve şampiyonluk için savaşır.

İşte 2008, bu sezonlardan birisi olmaya başladı. Avustralya’da Hamilton’ın sürpriz galibiyetinin ardından gelen üst üste dört Ferrari zaferi, F2008’in üstünlüğünü ortaya koymuştu. Melbourne’de, Ferrari pilotlarının yaptıkları hatalar ve yaşanan mekanik sorunlar, gri otomobilin rakipsiz bir şekilde yarışmasını sağlamıştı. Oysa ki, sezonun ilk aylarında F2008, rakibine oranla daha hızlı ev daha komple bir otomobildi. Örneğin İspanya’da
MP4-23, Ferrari ile mücadele edemeyecek kadar yavaştı.

Ama Türkiye GP’sinden itibaren hız farkı yavaş yavaş kapandı. McLaren özellikle, aerodinamik anlamda otomobilin etkinliğini, Ferrari’ye oranla daha fazla artırdı. Aslında Fransa’dan itibaren MP4-23’ün öne geçtiği düşünülse de, o yarışta alınan cezalar nedeniyle McLaren gerçek gücünü gösteremedi. İngiltere’de de yağmur yağdığı için gerçek bir mücadele izlenemedi. Ancak kuru havada yapılan Almanya GP’sinde daha net bir tablo görüldü. Durum, üç ay önce yapılan İspanya GP’sinin tersine dönmüştü: gri otomobil, kırmızı rakibine oranla oldukça hızlıydı.

Monako’dan sonra yapılan üçer günlük Catalunya, Silverstone ve Hockenheim testlerinde McLaren, otomobilin zayıf kalan birkaç yönünü geliştirmeyi başardı. Sezon başından beri MP4-23, tek turda lastiklerini en iyi ısıtan otomobil olduğu için, takım sıralama turlarında bir avantaja sahipti. Ancak lastiklere Ferrari’ye oranla biraz daha sert davranıp çabuk ısıtmanın, dezavantajı yarışlarda ortaya çıkıyor ve McLaren özellikle daha yumuşak olan lastiğin uzun turlar boyunca kullanımında sıkıntı yaşıyordu. Bu sorun, bir nebze olsun giderildi. McLaren, artık yarış ortamında ve üst üste seri halinde atılan turlarda lastiklerine daha nazik davranıyor. Ancak Almanya’da Hamilton’ın ptie çağırılmamasının sebepleri arasında ‘yumuşak lastikle 30 tur gitmemenin’ de bulunması, tam anlamıyla istenilen noktaya henüz gelinemediğini ortaya koyuyor.

MP4-23, aerodinami anlamında da oldukça gelişti. Bu sayede takım, düzlüklerdeki azami süratten ödün vermeden, virajlarda yüksek bir downforce elde edecek şekilde ayar yapabiliyor. Özellikle Silverstone´dan bu yana kullanılan yeni ön kanat, otomobilin daha rahat sürülebilmesini sağlıyor.

Ayrıca senelerdir, kuvvetli olmasına rağmen dayanıksız bir motor profili çizen Mercedes, 2007’den beri gayet iyi bir performans sergiliyor. Motor dondurma kuralıyla birlikte istenen dayanıklılık seviyesine ulaşan Alman firma, güç anlamında da Ferrari ile başa çıkabilecek bir motora sahip. Otomobilin, özellikle hızlı virajlarda ve frenleme esnasında avantajlı olduğu düşünülüyor. Son olarak Hamilton zaman zaman şikayet etse de, şasinin artık daha sürülebilir olduğu da bir gerçek.

Tüm bu gelişmelerle birlikte, McLaren şampiyonluk yarışının kızıştığı sezon ortası bölümüne avantajlı girdi. Şampiyonluk için, Ferrari’nin bu geliştirme yarışında rakibinin gerisinde kalmaması gerek.
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport