Beni hatırla
 
Çok sayıda geçişin yaşandığı, heyecanın hiç eksilmediği ve yağmurun klasmanı baştan aşağı değiştirdiği yarışı, gelin birlikte hatırlayalım.

Uzun düzlükleri, iniş çıkışları, 1. viteste veya 7. viteste dönülen çok çeşitli virajları içeren Spa’da, Ferrari ve McLaren’in birbirlerine çok yakın olması bekleniyordu. Gerçekten de sıralama turlarının ardından, pole pozisyonunu alan Lewis Hamilton ile ikinci sırayı elde eden Felipe Massa’nın benzin yükleri hesaba katıldığında, iki pilotun saniyenin onda birine kadar aynı zamanı yaptıkları ortaya çıkıyor. Yani iki takımın otomobilleri, birbirine her zamankinden daha da yakındı.

Start öncesinde yağan yağmur nedeniyle, pistin bazı bölümlerinde ıslaktı. Dolayısıyla, pilotların start düzlüğü üzerindeki yerlerinin ıslaklığı, bir bakıma startın kaderini belirledi. Son yarışlardaki kötü gidişata son vermek isteyen Raikkonen iyi bir startla ilk viraja gelmeden üçüncülüğe çıktıktan sonra, ilk düzlükte biraz da sıkıştırarak Felipe Massa’yı da geçti. Bu arada ilk virajda, kariyerinin en iyi yerinden start alan Bourdais’nin Jarno Trulli’ye çarpmasıyla oluşan sıkışıklıkta, ilk on tamamen değişti ve Kovalainen 3.lükten 11.liğe düştü.

İkinci turun ilk virajında Hamilton’ın attığı yarım spin yarışın gidişatını belirledi ve bu sayede ilk sektörün sonunda Raikkonen liderliğe yükseldi. Burada yapılan son üç yarışı zaferle kapatan Raikkonen, yarış boyunca, aylardır göremediğimiz kadar iyi bir performans sergiledi. Fin pilot, son dört tura kadar yarışın kontrolünü elinde tuttu.

Galibiyet savaşını bir kenara bırakıp diğer takımlara baktığımızda, Spa’nın yıldızının Toro Rosso takımı olduğunu söylemeliyiz. Hem Bourdais hem de Vettel, artık en hızlı beş otomobilin içinde olan STR3’ü limitte kullandılar ve bir ara yarışı 5. ve 6. sırada götürdüler. Sebastien adını taşıyan iki pilot, yağmur altında atılan son tura, ilk dört içinde başlamışlardı.
İki pilot, yine de Toro Rosso’ya 6 puan kazandırdı.

BMW-Sauber, alışılmışın aksine en hızlı 3. otomobil görüntüsünü çizemedi Spa’da. Buna rağmen, 7. sırada giden Nick Heidfeld’ın yağmur lastiklerini takma kumarı işe yaradı ve Nick, son turda tam dört otomobil geçerek podyuma çıkmayı başardı. Daha silik bir hafta sonu geçiren Kubica ise, altıncılığa razı oldu.

Renault’da, Fernando Alonso kuru zeminde tek başına 4. götürdüğü yarışta, sondan bir önceki turda yağmur lastiği taktığı için geriye düşse de, 4.lüğü kazanmayı başardı. Piquet ise, bariyerlere çarpan iki pilottan birisi oldu.

Soğuk havada lastiklerini ısıtma konusunda büyük sıkıntılar yaşayan Toyota’nın puan alamamasında Trulli’nin ilk turda attığı spinin de payı vardı. Red Bull, çok hızlı gibi gözükmese de, Kovalainen’in darbesiyle spin atan Mark Webber, takıma dört yarış sonra ilk puanını kazandırdı. Webber’in takım arkadaşı Coulthard, çok fazla ortalarda gözükmedi.

Kesintisiz vites kutusuyla hızlanan Force India’da, Sutil Hondaları geçmeyi başardı. Honda’nın yol tutuş ve vites kutusu sorunlarıysa, Button ile Barrichello’nun bir şeyler yapma ihtimalini ortadan kaldırdı.

Aslında Belçika Grand Prix’inde, 2. turdan sonra podyum için büyük bir çekişme yaşanmadı. İlk üç sıradaki Raikkonen, Hamilton ve Massa birbirlerine çok büyük bir üstünlük kuramadan, benzer tempolarla 41. tura kadar geldiler. Ancak son üç turda bastıran yağmurla beraber, Belçika GP’sinin kaderi değişti.
Bu yazıyı paylaş:
Share |
 


Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
lamp83 s-sport